« Önceki ::

Aşk Hayatınızı Nasıl Canlandırırsınız?

 

 

Daha İyi Seksin 10 Sırrı


  Aşk hayatınızda fazla değişiklik yok, herşey rutininde gidiyor ancak siz partnerinizden değil de herşeyin sıradanlaşmasından sıkıntı duyuyorsunuz. İşte aşk yaşamınızı canlandıracak 10 tavsiye..

 1- Randevulaşın
Bazı çiftler iş ya da farklı nedenlerle seks yapmaya zaman bulamayabilir. Siz de seks için partnerinizle ya da eşinizle randevulaşın. Yemek ya da film için dışarı çıkın, biraz yürüyüş yapın, eve geldiğiniz birşeyler için ve planladığınız gibi devam edin. Seks için plan yapmak garip gelebilir ancak insanlar herşey için plan yapıyor, siz de yapın.

2- Evden çıkın

Sürekli evde olan çiftler için seks yaşamları iş, çamaşırlar ve çocukların bakımı gibi rutinleşmiş olabilir. Ev dışında göl manzaralı bir yerde seks yapmak daha heyecan verici olabilir. Yatak odasında seks yapmak çoğu zaman zordur. Bu sırada saati kurup kurmadığınızı, çatıdaki deliği tamir etmek için ne kadara ihtiyacınız olduğunu merak edebilirsiniz. En iyi seks geçmiş ve geleceği düşünmediğiniz zaman yapılır. Yatak odanızdaki büyükannenizin size gülümseyen fotoğrafı bile işinizi zorlaştırabilir.

3- Yatak odanızı yeniden dekore edin
Yatak odanızın yeri seks için ideal olmayabilir. Çocukların ya da bakıcının odasına yakın olması sizi olumsuz etkiliyor olabilir. Odanızın duvarlarına aynalar yerleştirmek, TV koymak hem sizin dikkatinizi dağıtacağı hem de çocuklara açıklamayı zorlaştıracağı için iyi bir fikir olmayabilir.

4- İstediğiniz şeyin ne olduğunu hayal edin ve uygulayın
Herkesin kısa ya da uzun seks fantazileri vardır. Bazıları fantazileri ruhunun derinliklerinde saklayabilir. Partnerinizden böyle bir talep geldiğinde ne söyleyeceğinizi biliyor musunuz? Eğer emin değilseniz yalnız değilsiniz. Bu konuda biraz çaba gösterebilir, dergiler, kitaplar ya da videolara göz atabilirsiniz.

5- Partnerinizin isteklerinin farkında olun
Partnerinize kendinize sorduğunuz "aşk hayatından ne beklediğini" sorun. Genellikle partnerlerden en sık duyulan ortak şikayet birinin diğerinden daha fazla seks yapmak istemesidir. Bazıları partnerlerinin istediklerinden daha farklı seks yapabilirler. Bu isteksizliğe neden olabilir. Bu gibi sorunları ortadan kaldırmak için partnerinizle konuşmalı, sekste hoşlandığınız ortak noktaları bulmalısınız.

6- Seks problemlerinizi görmezlikten gelmeyin
Seksüel sorunları olan insanlar çoğu zaman utanırlar ve sorunları gidermek için geç kalırlar. Ancak bu yeni sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir. Çözmek için uzmanına başvurun.

7- Yavaş hareket edin
Uzun zamandır birlikte olan çiftlerin seks yaşamları giderik hızlanabilir. Kısa sürede seks yapmak sizi tatmin etmeyebilir. Bu nedenle yeni taşınan ya da ilk defa birlikte olan bir çift gibi hareket edin. Yeni yerler keşfedin, yeni şeyler deneyin. En iyi seks, yavaş, eğlenceli ve yaratıcı olandır.  Sadece tek bir şekli yoktur. Biraz öyle biraz böyle yenilik gerektirir. Kadınlar seksten zevk aldıkça, seksüel sorunlar ortadan kalkar ve herkes karlı çıkar.

8- Herkes aynı şeyi yapıyor diye düşünmeyin

Ne kadar seks yapmalıyız? "Şimdi olduğundan daha çok" diye düşünmeyin. Seks yaşamınızda "olmalı" şartlanmasına kapılmayın. Yani "ne sıklıkta seks yapmalısınız"ın cevabı "Bunun cevabı yok"tur. Ne kadar seks yapmanız gerektiğini düşünmeyi bırakıp istediğiniz zaman seks yapın.

9- Denemeye devam edin
Daha iyi bir seks yaşamı biraz çalışmanızı gerektirebilir. Seks yaşamınıza heyecan katmak istiyor ancak bun un için hiçbir şey yapmıyorsanız bir faydası olmaz. Kayınvalideniz aradığında hasta olduğunuzu söyleyin ve sekse zaman ayırın ya da mum ışığında seks yapın. Biraz da yanılma payı alarak yeni şeyler deneyin. Asla vazgeçmeyin.  Bunları daha öncede duyduğunuzu ya da okuduğunuzu düşünüyorsanız demek ki hala birşey yapmamışsınız.

10 - Kendi kendinizi motive edin

Eğer birisi seks için zamanım yok ya da  iyi bir seks için enerjim yok diyorsa, onun seks yaşamının iyi olmasını beklemeyin. Bu kadar basit. Bu yüzden iyi bir seks yaşamı için kendi kendinizi motive edin.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Seks Yaşamınız Normal mi?

Araştırmaların ışığında insanların seks yaşamıyla ilgili genellemelere ilişkin verilere daha kolay erişebiliyoruz.

İşte son yapılan araştırmalarşa çiftlerin seks yaşamındaki 'normal' rakamlar..


Çiftler ne sıklıkta seks yapıyor?

Haftada 2 veya daha az; İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre çiftlerin geneli haftada 2 ya da daha az birlikte oluyor. Haftada üç ve daha fazla diyenlerin oranı yüzde 19..

Kadınların yüzde kaçı cinsel birleşme ile orgazma ulaşıyor?


Yarısından azı;
Uzmanlar kadınların orgazm olabilmesi için üstte olmalarını öneriyor.

İyi seks ne kadar sürmeli?

Yaklaşık 10 dakika; Cinsellikle ilgili yapılan yayınlarda iyi seksin 7 ila 13 dakika arasında olduğu belirtiliyor. ister 30 saniye ister 1 saat olsun çiftin sonuçta mutlu olup olmadığı önemli..

Çiftlerin yüzde kaçı cinsel yaşamlarında mutlu?


Yarısı; Çiftlerin yarısından fazlası cinsel yaşamında mutsuz. İlişkinin ilk 6 ayı ile 18 ayı içinde tutku hormonları etkili ancak sonrasında bu durum azalmaya başlar.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Denizcinin Aşkı...

Oturduğu banktan kalktı, üzerindeki denizci üniformasını düzeltti ve şehrin büyük tren istasyonundaki insanları incelemeye koyuldu. Gözleri o kızı arıyordu, kalbini çok iyi bildiği, ama yüzünü hiç görmediği, yakasında gül olan o kızı. Ona olan ilgisi bundan on üç ay önce Florida'da bir kütüphanede başlamıştı. Raflardan aldığı bir kitabın içindeki yazıdan çok etkilenmişti. Kitaptan değil, sayfalardan birinin kenarında kurşun kalemle yazılmış minik notlardan.. Yumuşak el yazısı düşünceli bir ruhu ve insanın içine işleyen bir karakteri yansıtıyordu. Kitabın baş sayfasında, o kitabı en son okuyan kişinin ismini gördü: Bayan Hollis Maynell. Biraz zaman ve çaba sonunda adresini buldu. Bayan Maynell New York'ta yaşıyordu. Blanchard ona kendisini tanıtan ve mektup arkadaşı olmayı teklif eden bir mektup yazdı. Ertesi gün de İkinci Dünya Savaşı'na katılmak için Avrupa'ya doğru yola çıktı. Daha sonraki bir yıl bir ay boyunca birbirlerini mektuplarla tanıdılar. Her mektup kalplerine düşen bir sevgi tohumuydu sanki. Bir romantizm başlıyordu. Blanchard kızdan bir resmini istemişti, ama kız reddetti. Kendisini gerçekten önemsiyorsa nasıl göründüğünün ne önemi vardı?.Sonunda Blanchard'in Avrupa'dan dönüş günü geldi çattı. İlk buluşmalarını ayarladılar.. New York Tren İstasyonu'nda akşam saat tam 7'de."Beni tanıman için" diye yazmıştı kız mektubunda, "Ceketimin yakasında kırmızı bir gül takılı olacak".İşte saat tam 7'ydi ve Blanchard yüzünü daha önce hiç görmediği, ama kalbini sevdiği o kırmızı güllü kızı arıyordu.


Hikayenin gerisini Bay Blanchard'dan dinleyelim:

" Birden genç bir kızın bana doğru yürüdüğünü farkettim. İnce ve uzun boylu,dalgalı sarı saçları o güzel kulaklarının önünden omuzlarına düşmüş.. Çiçek rengi mavi gözlü. Dudaklarının ve çenesinin muntazam kıvrımları ve Kırmızı giysisiyle insana sanki Aşkı müjdeleyen bir kızdı. Ben de ona doğru yürümeye başladım. O kadar etkilenmiştim ki yakasında gül olup olmadığına bakmak aklıma bile gelmedi.Ona yaklaşınca, dudaklarında hafif bir gülümsemeyle bana 'Benimle aynı yöne mi gidiyorsun, denizci?' diye fısıldadı. Neredeyse kontrolsüz bir şekilde ona doğru bir adım daha attım, ve o anda Hollis Maynel'i gördüm. Kızın tam arkasında duruyordu. 40'ını çoktan geçmiş, grileşmeye başlamış saçlarını şapkasının altında toplamış.. Şişmana yakın, kısa boylu, kalın bilekli ayakları topuksuz ayakkabılara gömülmüş. Kafamı çevirdim,Kırmızı giysili kız hızla uzaklaşıyordu. Kendimi ikiye bölünmüş hissettim; arzularım kızı takip etmemi, ta içimden gelen bir istek ise ruhu bir yıldır bana eşlik eden kadınla kalmamı söylüyordu. İşte orada öylece duruyordu. Solgun, kırışık suratı kibar ve duygulu, gri gözleri sıcaktı. Çekinmedim. Beni tanımasını sağlayacak mavi deri ciltli kitabı ona doğru tuttum. Bu aşk olamazdı, ama, mutlaka değerli, belki aşktan da güzel, çoktan beri minnettar olduğum ve olacağım bir arkadaşlık gibi bir şey olabilirdi. Kadını selamladım, her ne kadar gizlemeye çalıştıysam da pek başaramadığım hayal kırıklığımı belli eden sesimle 'Ben Teğmen John Blanchard, siz de Bayan Maynell olmalısınız. Sizinle buluşabildiğim için çok mutluyum. Sizi yemeğe götürebilir miyim?' diye sordum. Kadının yüzüne bir gülümseme yayıldı: 'Neden bahsettiğini bilmiyorum delikanlı' dedi, ama şu az önce buradan geçen Kırmızı elbiseli kız bu kırmızı gülü yakama takmamı rica etti benden, ve eğer siz beni yemeğe davet edecek olursanız kendisinin sizi caddenin karşısındaki büyük restoranda beklediğini söylememi istedi. Dediğine göre bu bir çeşit sınavmış ..." 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Ücreti Ne Kadar?

  

 Soğuk bir kış gecesinde eve dönerken, sarhoşa benzeyen bir adam gördüm. Bir sağa bir sola yalpalıyordu. Ve yanındaki direğe sarılmıştı.

Bir vitrine bakıyormuş gibi yaparak göz ucuyla onu seyrettim. Otuz yaşın üstünde olmalıydı. Kendisine biraz daha sokuldum. Üstü başı son derece temizdi. Yanındn geçen bazı kişiler, yüksek sesle konuşarak içki içmenin kötülüğünden bahsediyor, bazıları da alay edip gülüyorlardı.

Yavaşça yanına gidip:
- İyi misiniz? diye sordum. Bir ihtiyacınız var mı?

Dudaklarından, iniltiye benzeyen tek bir kelime çıktı:
- Hastayım!..

Düşmemesi için, bir kolumu beline dolayarak taksi beklemeye koyuldum. Akşam vakitlerinde kesilen kar yağışı tekrar başlamış ve yavaş yavaş buzlanmaya başlayan yollarda, birbiriyle yarışan sokak köpeklerinin dışında bir hayat emaresi kalmamıştı.

Araba bulmaktan ümidimi kestiğim sırada, yanımda bir taksi duruverdi. Şoföre durumu anlatarak acele etmemiz gerektiğini söyledim. Hastamızı arka koltuğa yatırarak hastaneye götürdük ve verilen serum tamamlanana kadar başucunda bekledik.

Nöbetçi doktor, hastayı en azından donmaktan kurtardığımızı ifade ediyor, genç adam ise, henüz konuşamadığı için, bize bakıp gülümsemekle yetiniyordu. Şoför de yanımdaydı... Hastamız bir süre sonra kendine geldi. Onu tekrar arabaya bindirip evine götürdük.

Hastamızın eşi, onun sık sık şeker komasına girdiğini bildiğinden müthiş bir paniğe kapılmış ve oğlunu da alarak sokağa fırlamıştı. Bizi görünce koşarak yanımıza geldiler ve büyük bir sevinç içinde kucaklaştılar.

Saatlerce süren yorgunluğumuzdan eser bile kalmamış, bize nasıl teşekkür edeceğini şaşıran o ailenin mutluluğu karşısında gözlerimiz dolmuştu.

Ellerimize sarılarak bizi uğurladıklarında, şoföre borcumu sordum.

Başını sallayarak:
- Borçlu değil, alacaklısın dostum!.. dedi. Çünkü böyle bir iyiliğe beni de ortak ettin. Ama belki de yirmi yıldır ağlamayı unutan bir adama bu güzel duyguyu hatırlattığın için, alacaklı duruma düştün.

O mert adamla kucaklaşıp ayrılırken, gecenin ayazını hissetmiyor ve evime yürüyerek dönmek istiyordum.

Kim bilir? Belki de yolumun üzerinde, yardımımı bekleyen bir insan daha bulabilirdim.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Deniz Fenerinin Aşkı

Bir Denizfeneri.. Okyanusla sonsuza dek komşu. Okyanusun mu ona daha çok ihtiyacı var yoksa, denizfeneri mi okyanus için vazgeçilmez bir sevgili?

Gündüzleri, denizfeneri isyanlarda… Çünkü yanıbaşındaki biricik sevgilisi gözlerinin . önünde güneşle ihtirasla sevişmekte. Hep gece olsun ister, sevgilisi ona kalsın, yalnız onda bulsun gecedeki renginin güzelliğini… Denizfeneri, küçücüktür okyanusa göre ama güneşin aşkından daha büyüktür aşkı okyanusa…

Geceleri ise denizfeneri, mutluluklar peşindedir, gecenin esrarengiz sessizliğinde. Her ışık turunda çıldırır denizfeneri zevkten, adeta danseder okyanusun en uzak noktalarına uzanarak. Daha gerçektir denizfeneri, gece sadece o ve okyanus vardır sınırlı görüş gizliliğinde.

Gündüzleri denizfeneri bir hiçtir bütün aldatmalara şahit olarak. Güneş ise gece olunca bu hissi göremez.. Gece, denizfeneri . ile okyanusun aşkının dansedişine güneş şahitlik yapmaz..

Gün bitiminde ve başlangıcında teslim ederler sevgili okyanuslarını birbirlerine güneş ve denizfeneri.

Güneşin okyanusla arasına giren bir engel vardır kimi zaman, bu işkencedir güneşi küçülten. Bulutlardır, bu hain, gündüz aşkında güneşe okyanusu göstermeyen. Güneş ise tüm gücüyle savaşır okyanusa ulaşmak için. O kadar yaklaşır ki, bulutlara bulutlar, yoğunlaşır, yoğunlaşır ve gökyüzü ağlamaya başlar okyanus hasretinden hesapsızca titrer.

. Okyanus bütün damlaları özlemle kucaklar, her damla onu güneşine daha çok yaklaştırmaktadır. Gökyüzü ağlar, ağlar ta ki son damlası bitene kadar. Okyanus damlalarla büyür büyür büyüklüğüne daha hacim katarak aşkının sevgi damlalarıyla. Bilmezdi okyanus, her yağmurla sevgisini ona iletmek isteyen bir güneşinin olduğunu. Her yağmur yağdığında okyanus kızar güneşine gündüz onu terkettiğini düşünür, hırçınlaşır, dalgalanır öfkesinden bilemez güneşinin ona ulaşmak için savaştığını.

İntikamını denizfenerinden alır okyanus, onun neden gündüz sevgilisi olmadığını defalarca kamçılayarak sorar denizfenerine. Dalgalarını büyütür, cevap alamayınca denizfenerinden.. Denizfeneri onu teselli edemez, çünkü o sadece gece vardır gerçek gecededir onun için. Ağlayamaz denizfeneri, ağlamayı deliler gibi istesede, gözyaşları yoktur, ulaşmak istesede ulaşamaz gündüz sevgilisine. Çaresizdir denizfeneri, sadece bir dilek geçirir içinden rüzgarâ yalvarır “bulutları kaçır buradan” diye, güneşin çıkması sevgilisine sevgi dolu ışıklarını göndermesini diler.

Okyanusunun mutluluğunu . ister hesapsızca… Çünkü tek mutluluğu budur denizfenerinin. Ağlayamaz, gündüz ona ulaşamaz, konuşamaz hislerini okyanusuna. Her okyanusun sahilinde bir denizfeneri vardır. Her gece denizfenerleri gemilere okyanusa olan aşkını haykırırlar, ümitsizce, yarınlarını hiç düşlemeden… Ve her gece hikayelerini anlatmak için gemileri beklerler sonsuz gecelerde…

Yorum (yok) Yorum yaz!